Yok Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

Tarih: 28/1/2006 01:53 - Yorum yaz

 

          Yine sıkıcı bir gün daha.Ders çalışmam gerken ve sonra yine ders çalışmam gereken bir gün daha.Çalışmam lazım çünkü geleceğime yön verecek bir sınava hazırlanıyorum.Bundan sonra adımın önüne hangi sıfatın geleceğini belirleyecek bir sınav.Geçmişimden bahsetmek şimdilik gereksiz ama şunu söyleyebilirim; herşeyimle dibe vurmuş durumdayım.İnsanlığıma dair tüm vasıfları kaybetmiş, ve işin dahada kötüsü bunu umursamayan bir ruh halindeyim.Yeni yeni yüzeye çıkmaya çalışıyorum.Şunu farkettim ki; çıkmak için inmek gerekiyormuş.Ne kadar dibe vurursan yüzeye çıkmak o kada elzem oluyor ve okadar kendini motive edebiliyorsun.Bir azize olmak için fahişe,bir evliya olmak için önce bir günahkar mı olmak gerekiyor?

İdealsiz, amaçsız, onursuz, sevgisiz, sevgilisiz, parasız, benliksiz ve bunların olup olmamasını umursamaz bir durumdayım.İşin ilginç yanı gerçekten böyle bir durumda hiçbirşey umrumda değil.Acı çekemiyorum bile.Hissettiğim tek şey yoğun bir uyuşma hali.

 

Herkes çok çalıştığımı zannediyor.Ders çalıştığımı ve sınavı kazanacağımı zannediyor.O kadar çok insan bunu bekliyor ki ama benim umrumda değil.Ne onların düşünceleri, ne sınav , ne de sınavı geçememem halinde düşeceğim durum.Bir şey hissedememek gerçekten kötü bir şey.Bir duygunun anlamını kaybetmesi.Herhangi birine razıyım bu duyguların.Öfkeye bile.Bir şeylere kızabilsem keşke.O zaman kızdığım şeyi yok etmek isteyebilirim belki.Buda en azından yaşadığımı gösterir.

 

Bütün gün internette geziyorum.Chat yapıyorum.Önümden çeşit çeşit nicknameler geçiyor.Yüzlerce isim.Yüzlerce mesaj.Ama kimse kimseyi dinlemiyor.Sadece söylemek istediklerini söyleyip gidiyorlar.Bir kaç kişi ile konuşuyorum.Biri ne kadar mükemmel olduğunu,bir diğeri ideallerinin ne kadar önemli ve hayati olduğunu anlatıp duruyor.Bozuk düzeni düzeltmenin yolunu sadece o biliyormuş gibi anlatıyor bana.Yüzyıllardır zaten bunların söyleniyor olduğunu, ideali hakkında binlerce kitabın çoktan yazıldığını bilmeyerek ya da bilmezden gelerek hararetli bir şekilde ve yepyeni bir şeymiş gibi anlatıyor.Bana da onaylatmaya çalışıyor alttan alta.Okadar sağlam ve güçlü ideallerini birine onaylatmaya ihtiyacı var.Bende onaylıyorum hatta bunla kalmayıp adama hayranlığımı sunuyorum.Ne yapabilirmki başka.En azından bir amacı var .Daha iyisini veremedikten sonra elindekini almanın bir anlamı yok nede olsa.Egosu o kadar şişiyorki chatten bir lider edasıyla ayrılıyor.Bide bana gitmeden e-mail adresini veriyor.Sebeb de benimle sohbet etmenin güzel olmasıymış.Bende aslında tekrar pohpohlanma ihtiyacı hissettiğinde hazır bulunmam için verdiğini bildiğim halde minnet duyduğuma , onun gibi engin kültüre sahip biriyle tanışmanın benim için şans olduğuna inandırarak emrine amade olduğumu ve hayranlığımı abartarak teşekkür ediyorum.Yinede hiç bir şey hissetmiyorum ona karşı.Acıma,sempati,küçümseme,aşağılama...Hiç bir şey.Bu hissizlik durumunda bir insan sevap yada günah işleyeybilirmi? Günah ve sevap için bir şey hissetmek gerekmez mi?

 

Varolmak için daha doğrusu varolmanın değerini anlamak için yok olmayı,yok olmanın nedemek olduğunu anlamak gerekiyormuş.Artık varolabilirim.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

« Son Sayfa :: Sonraki Sayfa »