Sen Git Fazıl…

Tarih:16/12/2007 02:18 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

Sen git Fazıl…. Bu ülke kötü ellerde ya, kötü kalırken sen git Fazıl. Değerini bilemedik senin. Nasılsa seni alkışlayacak adam kalmadı burada. Gitsen de gurur duyarız senle. Başarılarınla övünürüz sen uzakta olsan da. Tabii buna da kızmazsan.

Sen git Fazıl… Ve halimizi anlat konserlerinden kalan zamanında. Bir piyanonun başında.

Sen git fazıl… Çok zekisin aslında. Müthiş piyano dahisi fazıl. Ben doktor maaşımın yarısını kiraya, geri kalanını günlere bölerken, iki güne bir nöbet tutup, karımı çocuğumu göremezken, suyu yolu olmayan köylerde, kara bata çıka hastaya yetişmeye çalışırken benim aklıma gelmemişti gitmek. Kaldım nedense. İlaçsızlıktan kucağımda kaç insanın öldüğünü unutmuşken de gidemedim. Öğretmen arkadaşımda kaldı. Hatta bazıları İstanbul’da bir villada değilde Hakkari’de, Şırnak’ta kaldı. Beraber çalıştık orada. Ahırdan bozma sınıfta, bir kuru sobanın başında ders anlatmakla kalmadı, o ahırdan bozma sınıfın ahırlık zamanından kalma samanların üzerinde yattı birde, ne akılsa.

Sen git Fazıl… İşçi Ahmet kalırken sen git. ‘Asgari’ maaşı bitti diye eve yürüyerek giderken sen uçağa atla git. Amerika bile sırf burada kalmak için binlerce insanı öldürürken sen Amerika’ya git.  

Sen git Fazıl… Hiç gidemeyecekler de var burada. Piyanonun ne olduğunu bile bilmeyen ve dağ başında evinden çok uzakta bir kurşunla ölüp hem oğul hem baba iken bir de ‘şehitlik’ sıfatını hak edenler var. Allahuekber dağlarında 90 bin insan kaldı ama boş ver sen git.

Keşke bende ‘Piyano Dahisi’ olsaydım. O zaman şöminemin önünde piyanomu çalardım. Yıllanmış şarabımı içer, evden çıkarken sanatçı sıfatımı üstüme giyer ülke adına atar tutardım. Bir davete çağırılmadığımı duyunca sinirlenir ve ‘buralardan gidebilirim haaa ona göre’ diyebilirdim.

Vallahi sen git Fazıl… Biz seni tutmayalım. Ülke düzelince gelirsin. Merak etme biz buradayız.  

Fazıl’ın fazl’ı yetmezse kalmaya, şehit mehmetin yeter nasılsa.

 


BİR KORKU FİLMİNDE MUTLAKA YAPMANIZ VE ASLA YAPMAMANIZ GEREKEN Ş

Tarih:1/2/2006 19:02 - 1 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

 

Aşağıda yazılan her madde, bir korku filminde görebileceğiniz ve kırılması gerçekten zor kuralları veya klişeleri göstermektedir.Eğer benim atladığım bir klişe aklınıza gelirse sizde ekleme yapabilirsiniz.

 

1-Bir korku filmindeyseniz asla ailenden hebersiz bir grup çılgın gençle araba yolculuğuna çıkmayın.Ailesine asi gençlerin filmde öldürülme katsayısı yüksektir.Özellikle zenci, latin kökenli veya azınlık bir ırktansanız evinizden çıkmayın.Geri dönemezsiniz.

 

2-Diyelimki araba yolculuğuna çıktınız.ASLA ANAYOLDAN SAPMAYIN.Hiç bir yol bildiğiniz yoldan daha kestirme ve güvenli değildir..En azından bağırsaklarınızın deşilme ihtimalini azaltmış olursunuz.

 

3-Arabanızda her zaman yedek bir lastik,  yedek bir bidon benzin  ve mutlaka bir uydu telefonu olsun.Herhengi bir aksilikte benzinlikten çok kasaba benzeyen bir benzinliğe gitmekten ve onun sizi yanlış yola göndermesinden kurtulmuş olursunuz.UNUTMAYIN BENZİNLİKLER ASLA YARDIM İSTENECEK İLK YER DEĞİLDİR.

 

4-İster arabanız bozulmuş olsun, ister tuvalete gidecek olun asla gruptan ayrılmayın.Sürüden ayrılanı kurt kapar. Hele hele çalıların arasına girmeyin.Altınıza edin daha iyi.Büyük ihtimalle sizi çalıların arasında hırıltılar çıkararak izleyen bir sapık vardır. Mahrem yerlerinizi bir sapığın görmesindense arkadaşlarınızın görmesi daha iyidir.

 

5-Önünüze bir yolayrımı çıkarsa ve doğanın size bahşettiği hayatta kalma güdünüz çalışmıyorsa en azından yine size bahşedilen akıl yürütme kabiliyetinizi kullanın. Yollardan, güllük gülistanlık, yeşillik, kuşların cıvıl cıvıl şarkı söylediği, her tarafın çiçeklerle kaplı olduğu bir yol varken, kurumuş ve üzerinde kargaların yuva yaptığı ağaçların sıralandığı çorak, çamurlu  ve ilerisinin karanlık göründüğü  yola sapmayın.

 

6-Bir kasabaya giderken önünüze kasabanın delisi çıkıpta, yarısı dökülmüş geri kalanı çürümüş dişleriyle ve iğrenç kokan ağzıyla size “ORAYA GİTMEYİN, ORDA ÖLÜM VAR” ve hatta pis pis sırıtarak “HEPİNİZ ÖLECEKSİNİZ” diyorsa ona kulak verin.Haklı olması kuvvetle muhtemeldir.Boşuna delirmemiştir.

 

7-Deliye aldırmayıp bildiğinizi okuduysanız, en azından konaklamak için etrafı yemyeşil ormanken bahçesinde kuruyup kalmış ve dalı evin penceresine çarpan ağacı olan, üflesen yıkılacak örümcek ağları bağlamış, hatta üstünde yarasaların uçtuğu gotik baraka, ev, malikane, şato ve üzerinde çatı olan hiçbir yere girmeyin.Dışarda yatın, soğuk veya yağmur önemli değil.En fazla zatüre olursunuz ki en azından ciğerlerinizde bir bıçak saplanmasından iyidir.

 

8-En önemli kurallardan biridir.Böyle yerlerde ASLA SEKS YAPMAYIN.Mümkünse bakir veya bakire kalın.Ayrıca derdiniz ne! Biraz daha sabredip eve vardığınız da istediğiniz kadar halvet olursunuz.Şunu unutmayın! Ruhani yaratıkların (Ruh, hayalet, peri veya canavar) veya sapık katillerin üstün bir ahlak anlayışları vardır.Habire seks yapan, hoppa kızlardan veya beyni donunda gelişmiş aklı uçkurunda erkeklerden hoşlanmazlar.İlk ölenlerden olmanız muhtemeldir.Ve de yakınlarda abdest alacak su olmayacağı için öbür tarafa mundar gitmiş olursunuz.

 

9-Uyuşturucu veya alkol gibi bilimum bilinci bozan veya yavaşlatan maddeleri kullanmayın.Bu sayede hem olası bir saldırı anında reflekslerinizin hızlı çalışmasını sağlar, hemde yüksek ahlak anlayışına sahip yaratıkları kızdırmamış olursunuz. Sigara içebilirsiniz.Bu sizi sakinleştirir ve dikkatinizi toplamanızı sağlar.

 

10-Eğer bir arkadaşınız guruptan ayrıldı ise ve hala dönmediyse sakın onu tek başınıza aramayın.Hatta hiç aramayın.Koskoca adam gittiği yerden dönemiyorsa başına gelecekleri hak etmiştir.

 

11-Bir saldırı anında veya yardıma ihtiyaç duyduğunuzda komşu evlerden yardım istemeyin.Özellikle kapısın çaldığınız evin sahibi karşınıza üstü kanlı önlükle veya elinde satırla çıkmışsa içerde koyun eti parçalıyor olma ihtimali oldukça düşüktür.Hem mantıken katilin veya yaratıkların komşusu olduğu halde hala yaşıyor olması nedeniyle, büyük ihtimalle akrabası, müridi,veya yardakçısıdır.UZAK DURUN.

 

12-Her hangi bir saldırı anında sevgili, nişanlı hatta kocanıza güvenmeyin.Büyük ihtimalle sizi yüzüstü bırakacaktır.Nede olsa önce can sonra canan.

 

13-Eğer yolda bir adama çarpacak olursanız mutlaka bir hastaneye götürün veya polisi arayın.Suçu saklamaya çalışmayın.En fazla birkaç yıl yatarsınız.En azından hayatınız boyunca intikam ateşi ile yanan bir katil veya ruhla uğraşmamış olursunuz.Vicdan azabı da cabası.

 

14-Asla gruptakilere ÖLÜYOM ANAM, SAPIK KATİL BENİ KESİYOR. İMDAT! tarzı salakça şakalar yapmayın.Hem gerçek olması ihtimalini arttırmış hemde gerçekten katilin eline düştüğünüzde yine şaka yaptığınızı düşünen arkadaşların yardımını da kaybetmiş olursunuz.Yalancı çoban olayı yani…

 

15-Eğer karşınıza yüzünde maske, tül veya çorap olan ve de elinde bıçak, testere, kılıç gibi kesici alet taşıyan biri çıkarsa, onu arkadaşınız zannetme gafletine düşmeyin.Hele hele “Hadi ama dostum, senin olduğunu biliyorum, şaka yapmayı bırak” diyerek vakit kaybetmeyin.Gerçekten arkadaşınızsa bile böyle sapıkça şakalar yapan biri ile arkadaşlığınızı bitirmeniz tavsiye olunur.Çünkü şimdi değilse bile ilerde gerçekten bir sapık olması muhtemeldir.

 

16-En önemli kurallardan biri daha.Bir katil veya yaratık sizi kovalarken asla “APTAL VE GEREKSİZ ESPRİLER YAPMAYIN”.Bu maddenin hayatta kalma ihtimali ile alakası yoktur.Seyirciler açısından söyledim.Kulağa salakça geliyor da…

 

17-Perili bir eve gidecekseniz mutlaka oranın tarihini ve de efsanelerini öğrenin.Evin ruhu sizi rahatsız ettiğinde size yardımcı olacaktır.Unutmayın HER RUH ANLAŞILMAK İSTER.Neden öldürüyor, nasıl başladı bu işe, istediği ne.Bir derdi varki öldürüyor değilmi ama. Biraz anlayış lütfen.

 

18-Yazarı olarak söylemem gerekirse bu maddelerin hiç birinin garantisi yoktur.Mesuliyet kabul edilmez.Eğer maddelerin hiç biri işe yaramıyorsa, yeni bir tür korku filmi içindesinizdir.Yönetmen klişeleri yıkmak istiyordur.O zaman iç güdülerinize güvenmekten ve de filmi figüranı değil de başrol oyuncusu olmayı dilemekten başka yapacak bir şeyiniz yok.

 

19-Bu liste yeni maddelere açıktır.yeni maddeler eklemeniz hepimiz açısından iyi olur.Böylece 100 kişiden birinin bile hayatını kurtarırsak kardır değil mi ama.


Bir Cenaze Töreni

Tarih:1/2/2006 01:41 - 2 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

 

 

İmam sorar;

“Merhumu nasıl bilirdiniz?”,

O vakit cemaat söyler;

“İyi bilirdik.”

 İmam sorar;

“Merhum sizi nasıl bilirdi?”

O vakit cemaat susar…

 

           Cenaze namazından sonra cemaat yüklenir merhumu.Hepsi sırayla bir ucundan tutmaya çalışır rahmetlinin tabutunu.Nerdeyse kalabalık denecek kadar kişi toplanmıştır. Çok tanıdığı vardır rahmetlinin çok sevildiği için değil. Çoğu rahmetliyi tanısa da azı sever onu.Tabutun önünde, herkesten önce Vicdan vardır.Bırakmaz tabutu, başından savar tabutu tutmaya çalışanları.Zaten  o toplamıştır bunca kişiyi.Nerdeyse sürükleye sürükleye getirmiştir çoğunu.Son zamanlarında rahmetliye çok demişti ama.Kasabada yeni tipler türedi hayra alamet değil bunlar diye.Ama o Aşkla vakit geçirip durduydu.Toprağı bol olsun pek iyi niyetliydi.Kimsenin hakkında kötü düşünmezdi.Kötülüğü de dokunmamıştır şimdiye kadar.O yüzden çok sever onu.Onun yanında içi çok huzurludur.En rahat olduğu zamanlar onunla geçirdiği zamanlardır..Bunlarla fazla içli dışlı olma diye uyardıydı.En başta şu yanındaki Hırsla.

Hırs kırk adımı zor atarken, aklından kırk tilki dolanmaktadır.’Bitse de gitsek ‘ diye düşünür.Yapılacak onca iş vardır ki.Başarılacak, başarmak için her şeyi yapılacak onca iş.Merhumu da pek sevmezdi zaten.Aptallığından çok fırsat kaçırdı şimdiye kadar.Şimdi biraz biraz söz sahibi oldu artık.Çok fırsatı kaçırdılar bunun yüzünden.Geçerken önünden fırsatlar öyle gülerek baktıydı bi zamanlar bu.Bide şu Vicdan olmasaydı ondan iyisi yoktu.Çok karışıyordur işine.Alakalı alakasız, gerekli gereksiz her şeye takar kafasını bu.Hırsın arkasında, tabutu biri daha taşımaktadır .Kıskançlık.Oldukça sinirlidir.Bunca zahmet bunca şatafat şu rahmetli için değermidir. Kendine imkanı yok yapmaz bunlar aynı şeyi. Bir zamanlar merhumun çok sözü geçer buralarda kendi daha çok küçüktür o zamanlar.Merhum iyice yaşlandığında o civan gibi delikanlıdır artık.Gerçi bir alıp veremediği yoktur merhumla.Her daim iyi davranmıştır ona.Sabır göstermiştir.Ya zaten sevmediği şeylerden biride budur ya.Ondaki bu meziyetlerin hiçbiri yoktur onda.Kendi küçükken hep ondan bahseder.Kimse selamını eksik etmezdi ondan.Kendi de gizlice izlerdi onu. Onda ne bulduklarını anlamazdı ya neyse.Kıskançlık yanıbaşındaki Aşka bakar.Gıcık ne bulurlar bunda anlamam!

Aşk pek hüzünlü gibi görünse de içi kıpır kıpırdır.Belli etmemeye çalışır.Oda biran önce bitsin ister şu kasvetli cenazenin.Çok üzülmüştür evet.Rahmetli çok severdi onu.Oda severdi.Ama işte hayat devam ediyordur.Bekleyeni çoktur onun.Gece gündüz misafiri eksik olmaz onun.En büyük zevki de herkese şakalar yapıp durmaktır.Her seferinde yeni misafirler gelir ona.Bundan içindeki neşesi.Gerçi bir ara canı sıkılmıştı şu Vicdan yüzünden.Neymiş rahmetli onun için feda etmiş kendisini.Gelmese cenazeye olmazmış.Bu neyse de hele son söyledikleri yok mu.O yoldan çıkarmış rahmetliyi güya.Ve yine güya Aşk verdiği sözleri yerine getirmemiş ona karşı. Naapsın oda böle maymun iştahlı biraz.Bir gün böyleyken diğer gün  öyledir. Kendinin bunca yıllık dostu hala öğrenememiş mi huyunu suyunu.Şartlar değişti ne yapsın dı yani.Hem feda etmeseymiş ne yapsın kendi tercihi.Onun için neler feda eden olmuştur şimdiye kadar.Alışıktır o yüzden buna.Neymiş feda etmeseymiş rahmetli bildiğimiz rahmetli olamazmış o zaman.Aslında Vicdana belli etmez ama aşkında canı bundan daha fazlasına sıkılır.Artık oyunları o kadar eğlenceli gelmez.O varken işleri daha rahattı galiba.Artık pek zevk almıyor yaptıklarından sanırım.Şakaları, sohbetleri daha neşeliydi sanırım.Özlüyordu hakikaten nedesin şimdi.Rahmetli öldükten sonra işleri bayağı zorlaşmıştır.Hele şu Kıskançlık yok mu.Ayağına dolanıyor habire.Hakkını yememek lazım rahmetli çok uyardıydı kendini ondan yaren  olmaz diye.Bak işte yine ağlıyor Vicdan.Hep böyledir bu, hep aynı, akıl karıştırır hep.Ona kalsa bir adım ilerleyemezdik.Sulugöz.Herşeye karışır her şeye ağlar.Onunda vakti geldi sayılır zaten.Öldü ölecek ama hala gözü başkalarının yapıp ettiğinde.

Kurnazlık bir yandan tabutu taşımamanın yollarını düşünürken bir yandan da Hırsın kendine teklif ettiği ortaklığı düşünmektedir. Günah ile Sevap uzaktan izlerler cenazeyi.İkiside tanımazdı rahmetliyi.O varken kendileri yoktu.Garip şimdi onlar varken rahmetli yok ortada diye düşünürler.Çok methini duymuşlardı ama tanışmak kısmet olmamıştı bir türlü.

            Kalabalık yavaşta olsa ilerliyordu mezarlığa doğru.Arkada kalanlar sessizce takip ediyordu tabutu.Cesaret tabutu Cimriliğe devrettikten sonra arkada kaldı biraz.Bir yandan da düşünüyordu.İçini kemirip duran, habire kıvrandıran şeyler vardır.Üzülüyordur elbet .Rahmetli çok şey öğretmiştir ona şimdiye kadar.Çok emeği geçmiştir ona.Cesaret hayatının anlamını onla bulmuştur bir nevi.Ama şimdi ne yapacaktır.Daha az güveniyordur kendine.Kendine hakim olamaz, aklından çıkaramaz bir türlü.Kardeşi Korku konuşup duruyordur yanında.Ne dediğini dinlemiyor, dinlese de anlayamıyor.Pek bir araya gelmezler gerçi.Aralarında küçüklükten beri hep bir rekabet olmuştur.Bazen gizli, bazen aşikar.Ama yinede severdi Korkuyu.Nede olsa kardeşidir.Onla da olmuyor onsuzda.Kardeştir, atsan atılmaz, satsan satılmaz.

            Arkalarında Utanç geliyordur ağır ağır.Onuda almıştır bir endişe.Gerçi rahmetli ölünceye kadar kimse görmezdi onu,Adamadan saymazlardı.Bir yerde rahatlatıcıydı bu ama o ölünce artık sanki kendini kollayacak kimse kalmadığını düşünüyordur.Endişelidir çünkü, eskiden yaptığı hatalar rahmetli sayesinde hep gülünür geçilirdi.Hoş görülürdü.Şimdi ne olacaktır ya.Daha dikkatli davranmak gerekiyordur artık.Hata yapmamaya  çalışmalıdır olabildiğince.

Cemaat hızlanmıştır şimdi.Bir an önce bitsin isterler cenaze.Hava da soğumaya başlamıştır zaten.Vefakarlık, Dostluk, İçtenlik yan yana sessiz ilerliyorlardır.Yalan la Doğru nerdeyse kavga etmeye başlayacaklardır.Herzamanki gibi. Arzu, etrafa bakışlar atıyordur Olgunluğun dürtmelerine aldırmadan. Umut arkadaşı Sabırı teselli etmeye çalışmaktadır ama kendi de yorulmuştur artık bütün gün herkese teselli vermekten.Sabır ise arkadaşının omzuna yaslanmış ses çıkarmadan yürümektedir.İçine dönmüş, ne soğuğu ne de etrafındaki insanları duymaktadır.Acısını sindirmeye çalışmaktadır.Cimrilik yavaş yavaş arkalarda kalmaya başlamıştır.Peşindeki dilencileri defetmeye çalışmaktadır. Bir yandan da cebini kontrol etmektedir.Cüzdanı çalınır malınır maazallah!.En arkadan Sevgi gelmektedir.Yavaş ve gözleri yaşlı.Nerdeyse düştü düşecek.Perişan hali vardır.Güzelliğinden bir şey kaybetmese de o zerafet yoktur artık halinde.Hayatının anlamı ölmüştür.Şimdi nasıl devam edecektir, nasıl yaşamaya devam edecektir.Ah şu oğlulları olmasaydı.Rahmetli koymuştu isimlerini.Ne severdi onları.Kendini ne severdi.Nasıl değer verirdi.Şimdi çökmüş ve daha az değerli hissetmektedir.Yığılıp kalacakken oğlu Aşk sağ koluna girer, diğer oğlu Dostlukta sol koluna., artık kendini taşıyamamaktadır, bırakır kendini onlara.

            Kalabalık mezarlık kapısından geçer.Bir yandan daha sessizleşmişlerdir.Bir yandan da daha hızlanmışlardır.Doğruca rahmetlinin, üzerindeki mezartaşında ;

 

“MASUMİYET

Herkesten önce geldi

 Herkesten önce gitti”

yazan  boş mezarına doğru ilerlerler...

 

            Aynı anda, bir insan korkuyla yatağından doğrulur.Kötü bir rüya görmüştür.Nasıl olduğunu hatırlayamaz rüyanın ama ne yapsa etkisinden de kurtulamaz . Kötü hissediyordur kendini, kalbi sızlıyordur resmen.Rüyaya yorar ama bir türlü üstünden atamaz bu sıkıntıyı. Sanki içinde bir şeyler ölmüştür...

 

 


Aşk Mağlubu

Tarih:31/1/2006 00:57 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

      

 "Aşkın da aşıklığın da ne olduğunu yine aşk açıkladı."

                                                                               MEVLANA

 

            Her ölüm ardından ölene hak iade ederiz ama bilmeyiz merhumun hakkını verip vermediğini. Hak vermede cömertizdir de almak umurumuz da olmaz nedense hem de bir gün onunla tekrar karşılaşacağımızı bildiğimiz halde..

Ölüm kadar hayatımızda da böyledir.Farz-ı mahal her aşk bittiğinde giden sevgiliye bakıp, nasıl yıprandığımızı düşünür dururuz.Aynı yıpranmışlığı karşı tarafın yaşayıp yaşamadığını umursamadan.Acaba eski maşuk aşığı hakkında ne düşünür,ne söyler cümle cihana.Biz bilmek istemeyiz.Çünkü bilmek demek haklı olabileceğini idrak edebilmek demektir.Ve benlik buna asla izin vermez.Ne kadar yıprandıysak bitip giden bir aşk ardından, dönüp baktığında ne kadar acı çektiğini,ne kadar uğraştığını,uğraştığın halde karşılığında nankörlük gördüğünü, gördüğün nankörlüğe ilave gururunun incindiğini görür insan.Ama aradakileri görmezden gelir.Eski sevgilininde aynı şeyleri düşündüğünü bilmez,bilmek işine gelmez.İşine gelmediği için aslında kendini yıprattığını,iyi yada kötü değiştirdiğini iddia ettiği aşkın aslında kendinde hiçbir şey değiştirmediğini,esnetemediğini göremez.Görebilseydi zaten dönüp te giden yare gitme diyebilirdi belki.Yada beni affet diyebilirdi tüm gönül coşkunluğu ile.Ama yapmaz.yapamaz.Ego izin verir mi buna?.Bir tebaya iki kral olurmu.Bir ruhta aşk ve benlik barınır mı?.Ben ile biz aynı safta durur mu?Ya biri gider ya diğeri.

Döner ve yeni bir aşk bulmaya çalışır insan.Eğer şanslıysa yani bu zor piyango tekrar vurursa ona,aynı hataları yapar durur.Sonuç deja vu aşklar yaşanır hertarafta.Sonunu bir yerlerden hatırladığı ama tam olarak çıkartamadığı aşklar yaşanır.Bu yüzden işte, iki tarafta önceki aşkların bedelini ödetir şimdikine.

Eski oğlan yeni kıza ;’bak ben çok gezen kızları sevmem,Eski ilişkimi bu yüzden bitirdim.’

Eski kız yeni oğlana;’ben fazla üstüme düşülmesinden hoşlanmam.Eski erkek arkadaşım çok karışırdı bana’ der durur.Kurallar çıkar böylece ortaya.Daha yeni başındayken aşkın sanki şirket antlaşması yapılıyormuş gibi kar zarar hesabı yapılır.’Bak baştan söyleyeyim bundan hoşlanmam,şuna izin vermem’.Karşı taraf baştan kabul ederse sende onun kurallarını gözün yerse başlar bir ilişki.İlk aşklar öylemidir peki.İstemesen de çekilirsin içine.Bırak bir kural koymayı sevgilinin tüm şartları baştan kabulündür..Adaklar verilir bu kutsallığa.İlk gözden çıkarılan da masumiyettir. Uğruna masumiyetimizi gözümüzü kırpmadan feda ettiğimiz aşklar da gözler anlatırdı neye kızıldığını neye sevinildiğini.Gözlerden anlamak  yarin derdini zevk verirdi çünkü o zaman bilinirdi ki ben yar ile bir olmuşum, biz olmuşum, derdi de,neşesi de bende aksediyor.

Şimdi aşıklar yere bakıyor inatla.Karşısındaki gözlerindeki zaafları görmesin diye.Görüp te aşka 1-0 önde başlamasın diye, kendinin aleyhine koz olarak kullanılacak bir şey bulamasın diye.

            Ve bu savaşa aşk diyorlar, asli aşkta zafer olmadığını, asıl aşkın baştan malup olmak olduğunu bilmeden…


Yok Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

Tarih:28/1/2006 01:53 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

 

          Yine sıkıcı bir gün daha.Ders çalışmam gerken ve sonra yine ders çalışmam gereken bir gün daha.Çalışmam lazım çünkü geleceğime yön verecek bir sınava hazırlanıyorum.Bundan sonra adımın önüne hangi sıfatın geleceğini belirleyecek bir sınav.Geçmişimden bahsetmek şimdilik gereksiz ama şunu söyleyebilirim; herşeyimle dibe vurmuş durumdayım.İnsanlığıma dair tüm vasıfları kaybetmiş, ve işin dahada kötüsü bunu umursamayan bir ruh halindeyim.Yeni yeni yüzeye çıkmaya çalışıyorum.Şunu farkettim ki; çıkmak için inmek gerekiyormuş.Ne kadar dibe vurursan yüzeye çıkmak o kada elzem oluyor ve okadar kendini motive edebiliyorsun.Bir azize olmak için fahişe,bir evliya olmak için önce bir günahkar mı olmak gerekiyor?

İdealsiz, amaçsız, onursuz, sevgisiz, sevgilisiz, parasız, benliksiz ve bunların olup olmamasını umursamaz bir durumdayım.İşin ilginç yanı gerçekten böyle bir durumda hiçbirşey umrumda değil.Acı çekemiyorum bile.Hissettiğim tek şey yoğun bir uyuşma hali.

 

Herkes çok çalıştığımı zannediyor.Ders çalıştığımı ve sınavı kazanacağımı zannediyor.O kadar çok insan bunu bekliyor ki ama benim umrumda değil.Ne onların düşünceleri, ne sınav , ne de sınavı geçememem halinde düşeceğim durum.Bir şey hissedememek gerçekten kötü bir şey.Bir duygunun anlamını kaybetmesi.Herhangi birine razıyım bu duyguların.Öfkeye bile.Bir şeylere kızabilsem keşke.O zaman kızdığım şeyi yok etmek isteyebilirim belki.Buda en azından yaşadığımı gösterir.

 

Bütün gün internette geziyorum.Chat yapıyorum.Önümden çeşit çeşit nicknameler geçiyor.Yüzlerce isim.Yüzlerce mesaj.Ama kimse kimseyi dinlemiyor.Sadece söylemek istediklerini söyleyip gidiyorlar.Bir kaç kişi ile konuşuyorum.Biri ne kadar mükemmel olduğunu,bir diğeri ideallerinin ne kadar önemli ve hayati olduğunu anlatıp duruyor.Bozuk düzeni düzeltmenin yolunu sadece o biliyormuş gibi anlatıyor bana.Yüzyıllardır zaten bunların söyleniyor olduğunu, ideali hakkında binlerce kitabın çoktan yazıldığını bilmeyerek ya da bilmezden gelerek hararetli bir şekilde ve yepyeni bir şeymiş gibi anlatıyor.Bana da onaylatmaya çalışıyor alttan alta.Okadar sağlam ve güçlü ideallerini birine onaylatmaya ihtiyacı var.Bende onaylıyorum hatta bunla kalmayıp adama hayranlığımı sunuyorum.Ne yapabilirmki başka.En azından bir amacı var .Daha iyisini veremedikten sonra elindekini almanın bir anlamı yok nede olsa.Egosu o kadar şişiyorki chatten bir lider edasıyla ayrılıyor.Bide bana gitmeden e-mail adresini veriyor.Sebeb de benimle sohbet etmenin güzel olmasıymış.Bende aslında tekrar pohpohlanma ihtiyacı hissettiğinde hazır bulunmam için verdiğini bildiğim halde minnet duyduğuma , onun gibi engin kültüre sahip biriyle tanışmanın benim için şans olduğuna inandırarak emrine amade olduğumu ve hayranlığımı abartarak teşekkür ediyorum.Yinede hiç bir şey hissetmiyorum ona karşı.Acıma,sempati,küçümseme,aşağılama...Hiç bir şey.Bu hissizlik durumunda bir insan sevap yada günah işleyeybilirmi? Günah ve sevap için bir şey hissetmek gerekmez mi?

 

Varolmak için daha doğrusu varolmanın değerini anlamak için yok olmayı,yok olmanın nedemek olduğunu anlamak gerekiyormuş.Artık varolabilirim.


:: Sonraki Sayfa »